AUTOHAND
Kule Saati
Uzun yıllar süren sarsıntılar eşliğinde jeolojik evrimini kısmen de olsa tamamlamış büyük kentlerin meydanlarında tuğla ve proteinle ayakta kalmaya çalışan bu saatlerin ortaya çıkış sebebi dünya savaşlarının sinaptik keseciklere uyguladığı aşırı basınçtır.
Yelkovan hızları 300.000 km/saniye, zaman birimleri mikroskopiktir. Noktalama işareti görevi gören akreplerini gözle yakalamak turistik bir dikkat gerektirse de, kendilerine bir rakamın üstünde rastlamak özellikle de ünlemler söz konusu olduğunda imkansız değildir. Doğal afetler -sel hariç- ve amnezi dışında hiçbir şeyin kesintiye uğratamayacağı mekanik işleyişleri anglo bir karakter taşır, meydanı turlayan insanlara olan mesafeleri, kendilerine olan mesafelerinden daha uzun olduğundan, dışa doğru yapılan her hareket bir merdiven ya da bir çark eşliğinde yapılır, her türden iletişim/etkileşim girişimi asma katlarda görev yapan koleksiyoncular tarafından kontrolsüz olarak kayda geçirilir. Ancak temelde, yalnızca periyodik bakımları sırasında beliren ve sonrasında yeniden gürültücü bir sessizliğe gömülen diller tarafından idare edilirler.
“Bilinç” olarak da bilinen koyu kıvamlı arkaik sıvının biriktiği manyetik çanağını kainata çevirmiş, şair soyundan gelenlerine James Joyce , fonksiyonel olarak aynı özelliklere sahip ancak hasırdan yapılmış çanağı ses ve öfkeye dayanıklı bir camekan içine kurulu ölüm döşeklerine çevrili ve afrika kökenli olanlarına William Faulkner adı verilir.
(Bkz.Modern Saatler: soldan sağa, James Joyce, Basamaklar, William Faulkner)
Bu saatler, dünya tarihinin “tersine kuyuları” olarak da bilinirler. Bu saatlere sahip kentler, edebi mimari açısından kurtarılmış kentlerdir. Bu kentlerin başında Londra gelir (Bkz.Big Ben).