February 2012
1 post
1 tag
January 2012
1 post
Nothing exists except upon an assumed foundation of absence.
Nothing exists except insofar as it does not exist.
- Lacan
November 2011
2 posts
September 2011
3 posts
8 tags
BİR PARAGRAF: Zamanın Farkında →
birparagraf:
Öykücü Şule Gürbüz’ün kahramanı kendi kendine konuşurken şunu söylüyor; “Yetmiş adım mı, yetmiş sene mi yakın bilemiyorum; yetmiş adımı ben yetmiş senede alabildim mi hiç sanmıyorum.” Aranızda böyle bir sıkıntı hisseden oldu mu bilemem ama, öyküyü okuduğunuzda bunun ne büyük bir kasvet olduğunu…
8 tags
Yet everyone tries to look more forbidding than he really is, as though afraid...
– Fyodor Dostoyevsky , White Nights (via tra-ff-ic)
4 tags
August 2011
4 posts
1 tag
5 tags
Zaman Dişidir
“Atomaltı parçacık fiziği, yani “psikolojik” tınılardan kurtulmuş, “sağın” (exact) olduğu varsayılan bilimsel disiplin, son yirmi, otuz, hatta kırk yıldır, “gerçekteki bilgi” sorununun kuşatması altındadır. Yani yerel neden ilkesini askıya alıyormuş gibi görünen fenomenlerle, başka bir deyişle, görelilik teorisine göre mümkün olan azami hızdan daha hızlı bilgi aktarımının varlığını ima eden...
Memory is of past things. But the past is referred to by reference to a definite...
– Thomas Aquinas: Summa Theologiae, 1a q. 79, a. 6, 2 (via fuckyeahphilosophy)
1 tag
Jacques-Alain Miller
“Biz her yapıda algılanan şeyin oluşturduğu bir tuzak, bir eksik ikâmesi olduğu, ama bunun aynı zamanda verili bir dizi içindeki en zayıf halka, sanılıp duran ve salt fiili düzeye aitmiş gibi görünen nokta da olduğu kanısındayız: Bütün (yapılaşma mekânı) düzeyi onun içinde sıkıştırılmış durumdadır. Bu unsur gerçeklikteki akıldışıdır ve ona dâhil olarak ondaki eksiğin yerini işaret...
June 2011
2 posts
But how could we possibly explain anything? We operate only with things that do not exist: lines, planes, bodies, atoms, divisible time spans, divisible spaces. How should explanations be at all possible when we first turn everything into an image, our image!
— Frederich Nietzsche
Şiir gibi, efsun gibi, deniz köpüğü gibi, can çekişen bir serçeyi iyi edecek şefkat gibi, güneşli bir günün içindeki cıvıltılar gibi, gökte kıvrılan rengarenk uçurtmalar gibi, denizler geçerken suskun kalanları sarhoş eden aşklar gibi, verdiği serin tadıyla kuzey gibi, dört duvar arasında dinlediğimiz muhteşem şarkılar gibi, kapı diplerinde sevdiğimiz yerlere gitmek için bekleyen içi kelebek dolu...
April 2011
2 posts
3 tags
“Karşılaşmamızın önemi büyüktü. Zaman olayları, görünürde değil de gerçekte bulundukları kademeye göre bir araya getirir ve başlangıçta önemsiz görünen şeylerin ciddiyetleri, önemleri sonradan ortaya çıkar. Bu nedenle geçmiş, bazılarının varsaydıkları gibi, kristalleşmiş bir şey değildir, aksine varoluşumuz devam ettikçe değişegelen ve öldüğümüzde, artık ebediyen donduğunda gerçek anlam...
March 2011
6 posts
I’d like to write something that comes from things the way wine comes from...
– Walter Benjamin (via aperfectcommotion)
Who has twisted us around like this, so that no matter what we do, we are in the...
– Rainer Maria Rilke, Duino Elegies (via aperfectcommotion)
Criticism is something we can avoid easily by saying nothing, doing nothing, and...
– Aristotle
(via scienceisbeauty)
Like those deep echoes that meet from afar
In a dark and profound harmony, ...
– Charles Baudelaire, Correspondances, Les Fleurs du Mal (fr) Geoffrey Wagner’s translation [see other translations] (via rerylikes)
I love three things, I then say. I love a dream of love I once had, I love you,...
– Knut Hamsun, Pan (via kebikec)
February 2011
2 posts
1 tag
- Üzerimde hangi güçler etkili oldu, tam olarak açıklayamam; fakat kuşkusuz, körlerin hüküm sürdüğü o topraklardan gelenlerdi; o on yıl boyunca varlığımı cehenneme çevirenlerdi, kendimi kıskıvrak bağlanmış olarak teslim etmek zorunda kaldığım, her günü, ters yüz edilmiş bir karabasandan uyanır gibi uyanınca, tamamen uyanık birinin zihin açıklığıyla ve kaçmak için hiçbir şey yapmayacağını bilen...
1 tag
Kuyu nedir bilmiyorsan dokunmayacaksın! Bizden...
Bruno’nun çekingenliği öylesine güçlüydü ki nadiren telefon etmeye cesaret ederdi. Fakat onunla uzunca bir süre Biela’da ya da Rousillon’da karşılaşmayınca ve bütün bu süre boyunca ortalıkta görünmediğini garson çocuklardan öğrenince evine telefon etmeye karar verdi. “Kendini iyi hissetmiyor,” diye cevap verdiler, belirsiz bir ifadeyle.
“Hayır, bir süre...
January 2011
2 posts
Berlin ve Amsterdam
December 2010
13 posts
In philosophy matters are not simple enough for us to say “Let’s get a rough idea”, for we do not know the country except by knowing the connections between the roads.
-Ludwig Wittgenstein, Lecture, 1933
Feynman
“Amerika’da bilime başlama yaşından çok daha küçük yaşta, çok fazla sayıda öğrenci fizik öğreniyordu Brezilya’da. Ama hayrettir, Brezilya’da çok sayıda fizikçiye rastlamıyoruz. Neden böyle? Bu kadar öğrenci, o kadar çok çalıştıkları halde hiçbir işe yaramıyor.
Yunancayı çok seven bir Yunan Dili ve Edebiyatı araştırma ve eğitimcisinin deneyimleri ile benzerlik kurdum. Bu adam kendi...
“Modern öğretim yöntemlerinin araştırmaya dönük tertemiz merak duygusunu tamamen boğmamış olması neredeyse bir mucizedir, çünkü bu ufacık narin bitki yüreklendirmenin dışında esas olarak özgürlüğe gerek duyar.”
-Einstein
Kaynak: Konsepte Aykırı
1 tag
Hayranlık duyduğum, örnek aldığım ve işaret ettiği her şeyi ilgiyle takip ettiğim Sevgili Bizans‘ın benim için böyle güzel sözler söylemesi beni nasıl mutlu etti anlatamam. Yazacak söz de bulamıyorum.
Bu çok gurur verici.
Man is a frivolous, a specious creature, and like a Chess player, cares more for...
– Fyodor Dostoyevsky (via enpasant)
1 tag
Son kırk sekiz saatin sadece altısını uyumaya ayırmış olmam, bugünkü çok önemsedİğim sunumum bitene kadar bana zorluk çıkarmaz umarım. Başım dönüyor.
November 2010
8 posts
They tease me now, telling me it was only a dream. But does it matter whether it...
– Fyodor Dostoevsky. (via lifestylesoftherichandinfamous)
“Çocukların dil alanındaki özümseme yetileri unutma yetilerine dayanır. Büyük dilcilerinse genellikle artık gerçekten kendilerine ait olan bir dilleri kalmaz.” R. Girard
AUTOHAND
Kule Saati
Uzun yıllar süren sarsıntılar eşliğinde jeolojik evrimini kısmen de olsa tamamlamış büyük kentlerin meydanlarında tuğla ve proteinle ayakta kalmaya çalışan bu saatlerin ortaya çıkış sebebi dünya savaşlarının sinaptik keseciklere uyguladığı aşırı basınçtır.
Yelkovan hızları 300.000 km/saniye, zaman birimleri mikroskopiktir. Noktalama işareti görevi gören akreplerini gözle...
4 tags
iyi ki erken öldün
Mihali dönüp ciddi ciddi, bakın arkadaşlar dedi, tez elden okuma yazma öğrenmelisiniz, kara cahlilden devrimci olmaz. Donup kaldık. Anlaşmış gibi üçümüz birden tabancalarımızı çektik. O zamanlar senin küçük zarif bir İtalyan Baretta‘n, benim bir Smith‘im vardı, Nikola ise grubun ağır topu olan bir Alman Marabel taşırdı.
**
Büyük haksızlık bu dedi Korakas, çünkü hem kafamız...
A Moveable Feast
I closed up the story in the notebook and put it in my inside pocket and I asked the waiter for a dozen portugaises and a half-carafe of the dry white wine they had there. After writing a story I was always empty and both sad and happy, as though I had made love, and I was sure this was a very good story although I would not know truly how good until I read it over the next day.
As I ate the...
Merleau-Ponty on Bodily Intersubjectivity
One of the great strengths of Merleau-Ponty’s account of inter-subjective relations is that it avoids arguing for the existence of the other by analogy or indeed any other method that takes the personal self as its point of departure. After all, the tendency of philosophy in its response to the problem of other minds, from Mill to Hegel, has been to employ the other as a vehicle to reinforce the...
October 2010
3 posts
2 tags
İsa Bu Köye Uğramadı
Tarlalarına tüfeksiz, baltasız gitmezler. Yumuşak yürekli, ama sabırlıdırlar. Yüzyıllarca tevekkül boyunlarını bükmüş, kaderin her şeyden güçlü olduğu duygusunu aşılamıştır onlara. Katlanma, dayanma güçleri sonsuzdur ama yüreklerinin derinliklerinde yatan ilkel doğruluk ve savunma duygularına dokundunuz mu tepkileri yaman olur, çileden çıkarlar. İnsanlık dışı, azgın, umutlu bir öfkedir bu; ölüm...
September 2010
5 posts
Emile Cioran and the Culture of Death
To be free is to rid oneself forever from the notion of reward; to expect nothing from people or gods; to renounce not only this world and all worlds, but salvation itself; to break up even the idea of this chain among chains.
#